Haber Detayı
22 Eylül 2021 - Çarşamba 12:02 Bu haber 349 kez okundu
 
Kurtuluş Savaşı yılları
Yörük Ali Efe anlatıyor
KÜLTÜR Haberi


“Efe senin Kurtuluş Savaşı günlerini ve batıda zeybeklerin yazdığı destanları ağzından dinlemeye geldim. Tekirdağ Milletvekili Rahmi Apak bu konuda bir kitap yazmış. Eski Aydın cephesi kumandanı Şefik Bey'in de bu konuda yazıları var. Orada senin değerli hizmetlerinden bahsederler, gördün mü?—-Hepsi eksik, hepsi! Bazıları o zamanlarda yapılan işlerin birçoklarını bana ve başkalarına mal ederler. Bu yanlıştır. Bir kişinin, beş kişinin, elli kişinin böyle büyük davalarda ne sözü mü olur ki? Gönlünde vatan sevgisi taşıyan her Türk, o günlerde bizim gibi düşünmüş, bizim gibi duymuş, ondan sonra da bizimle birlik olmuştur. Ulusal direnişte arslan payını kendine ayırmak yanlıştır. Bir elin sesi mi olur?

Efe'nin bu alçakgönüllülüğüne şaştım kaldım doğrusu. Bir halk diplomatının karşısında olduğumu anladım ve kendimi toparladım.

İlk direniş duygusunu nasıl duydun Efe?

– 57. Tümen bozulmuştu. Çine'de gelen cavura karşı bir karşı bir direniş tasarlandığını duymuştum. Haberleştik, bu arada Tümen Komutanı Şefik Bey'le de konuştum, bu direnişe katılacağımı söyledim. Henüz Osmanlı Kuvvetleri güçten düşmüş değildi. Onlardan da yararlanacaktık. Bu sırada Yunan Aydın‘a girdi. Göçler başladı, terör arttı. Bir kahpeliğe kurban gitmeyelim diye az çok çekiniyorduk. Köylülerin hepsi direniş taraftarı idiler. Fakat bunlara rağmen bir kancıklık olabilirdi. Hareketlerimiz hükümeti kuşkulandırmasın, Yunan hızla üstümüze gelmesin diye çok dikkatli hareket ediyorduk. Sonra sular duruldu. Kararı verdik, kızanları topladık, Yunan’a karşı Aydın Dağları’nda zeybek bayrağı açtık.

İlk defa kaç kızanla işe başladın Efe?

– Başlangıçta 5-6 kişi vardı. Sonradan çoğaldık. Bunların içinde sütüne, namusuna güvendiğim kızanlara vazifeler vermeye başladım.

—Efe senin Şefik Bey'e halkı ileri gelenler aldattı, direnişe geç kaldık, onlar olmasaydı, biz şimdiye kadar çoktan düşmana karşı koyardık demek suretiyle kıyam hareketinde zeybeklerin geç kaldığını söylemişsin?

Bunun cevabını vermedi, yalnız:

—Bunlar yirmi beş yıllık sözler. Hangi birisi hatırda kalır ki. Hakikaten yirmi beş sene evvel olup bitenleri anlatmak için insanın beyninde bir plak olması gerek.

Daha fazla eşip, deşmedim.

Fakat efe, bunların doğrusunu ve tamamını bulup, yazmak lazım değil mi?

Evet der gibi başını salladı, ekledim. Evet, ama efe, bunun için de senin bilgi ve belgelerine, kısaca dokümana ihtiyaç var.

– Onlar ne ki?

Hani o günlerde verilen yazılı emirler, alınan resimler, mektuplar, telgraflar, pusulalar.

Geçmiş günleri, okuma yazması olmamasını, gençliğini yok sayan bir eda ile:

– Onları koruyamadım. Daha doğrusu değerini bilemedim. O zaman biz zeybekler görünüşte İtalyanlarla dost geçinirdik. Bu senin söylediklerine onlar pek meraklı idiler. Hepsini istediler ve alıp götürdüler. Haziran ortalarına doğru 6 Haziran 1919 Malgaç Köprüsü’ne bir baskın yaptık. Bu çarpışma önemli sayılıyordu. Düşmanın silah ve yiyecek taşıması engellenecekti. Bu olay bizi, ordu subaylarına daha çok yaklaştırdı, onlarla bağlantı kurduk.

Bağlantı kurduğunuz bu subaylar kimlerdi Efe?

– Teğmen Zekai Bey şimdi Turyağ fabrikasında, Şamlı Şükrü halen sanırım Antakya'da, Topçu kumandanı Hakkı Bey. Efendiiiim! Yüzbaşı Ahmet Bey, Mülazım Necmeddin Bey, Koçarlı yüzünden Ethem Bey, Adnan Bey.

Çete başlarından, kızanlardan?

– Çineli Hacı Süleyman, Kıllıoğlu, Dokuzun Mehmed, Molla İbrahim, Mesutlulu Mestan Efe, Ortakçılı Mehmet Efe, ha deyince hatırına gelmez ki! Evet, Kara Durmuş, Danişmentli İsmail, Hacı Ahmet, Kerim Çavuş, Teke İmamoğlu, Tavas'lı Mustafa Bey, Sancakdarın Ali Efe.

Kadın zeybekler de sizin aranızda var mıydı?

– Vardı. Baltaköy kadınları o günlerde bize çok yardımlarda bulundular. Hele İmamköy'lü Çete Ayşe, bir zeybek kadar çalıştı.

Efe rahatsız galiba sormadan söylemiyor:

Halk Aydın baskınını pek heyecanlı anlatıyor Efem, bunu dinlemek isterim.

– Cavur Aydın'a yerleşti, dediler. Arımıza yediremedik. Kumandanına haber saldık. Şehri boşaltmalarını istedik. Değilse boy ölçüşmeye hazırız dedik.

Bu adeta bir kesin uyarı!

– Evet, zeybek aklı!

Diyerek şakalaştı.

– Yalan haberler saldık. Aydın'a gelmekte olan kuvvetler sayısının elli bin kadar olduğunu söyledik. Bu sırada Telli Dede’de bir çatışma oldu. 28 Haziran'da düşman kuvvetleri Menderes'e bir taarruzda bulundu. Nehrin Aydın yakasında çetin bir savaş verdik. Cavur bizi çok sıkıştırdı. Bereket versin yandan Umurlu tarafından yardım geldi de tehlikeyi atlattık. Biz de bundan sonra toparlanıp düşmana saldırdık. Sivil, kadın, asker, zeybek, kızan, efe bu saldırmada kendine düşen vazifeyi canla, başla yaptı. Düşman Aydın'da sıkışıp kaldı. Gece olunca ateşi durdurduk. Ertesi gün bir saldırı ile şehre girdik.

Aydın'a sen hangi taraftan girdin Efe?

– Kozdibi’nden girdim.

Burada durdu, konuşmadı, yutkundu. Fakat ben, efenin alçakgönüllülük göstererek şehrin minarelerine Türk'ün zafer bayraklarını nasıl astırdığını söylemek istediğini anlamıştım.

Efe, Karaca Ahmet'te tek başına bir tabura karşı savaştığını söylüyorlar. Bu hikâye nasıl şey?

– Bu hikâyenin aslı yok. Bir adam karşısında bir tabur!

Sözü kısa kesmek istedi;

– Düşman kaçsa da biz Aydın'a sağlamca yerleşemedik. Bu sebeple ne olur ne olmaz diye kızanlarıma görevler verdim. Ben de Karaca Ahmet'ten Kepez sırtlarına çıkıyordum. Düşmanın bir bulut gibi Kızılca Köyden Aydın'a gelmekte olduğunu gözlerimle gördüm. Bu defa bazı düşüncelerle karşılaşmayı kabul etmeyerek demiryolunun sağına çekildim.

23 yaşında mücadeleye başlamış. Alanyalı Molla Ahmet Efe'nin genç kızanı, Çanakkale günlerini yaşamış, Yunan İşgalini tatmış ve Mustafa Kemal'e inanmış. Zaferden sonra da yeni yazıyı öğrenmiş, tarihe karşı bir merak uyanmış, kademe kademe okul kitaplarını süzerek derli toplu bir tarih bilgisi kazanmış. Şimdi de işinde, gücünde. İstiklal Marşı çalınırken, bayrak geçerken heyecanlanır ve ağlar.’’

Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra İzmir'e yerleşti. 1928 senesinde, Kurtuluş Savaşı'nda bir süre karargâhı olan Yenipazar'a taşındı. 1934 yılında Soyadı Kanunu'nun çıkmasından sonra "Yörük" soyadını aldı. 1951 senesinde, İzmir'de geçirdiği talihsiz bir tramvay kazasında bacaklarını kaybetti. 1951 yılında tedavi için gittiği Bursa'da vefat etti. Mezarı, Aydın, Yenipazar’da Yörük Ali Efe müzesi bahçesindedir. Anka Enstitüsü.com’dan alıntıdır.

Kaynak: () - Haber Merkezi Editör: Kent Sokakları
 
Etiketler: Şükrü Çekinmez, Kurtuluş Savaşı yılları
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Fenerbahçe
16
10
1
1
5
7
2
Trabzonspor
15
14
0
3
4
7
3
Altay
15
14
2
0
5
7
4
Beşiktaş
14
14
1
2
4
7
5
Hatayspor
13
14
2
1
4
7
6
Konyaspor
13
11
0
4
3
7
7
Alanyaspor
13
7
2
1
4
7
8
Fatih Karagümrük
11
11
2
2
3
7
9
Galatasaray
11
10
2
2
3
7
10
Kayserispor
11
9
2
2
3
7
11
Adana Demirspor
9
12
2
3
2
7
12
Sivasspor
9
10
2
3
2
7
13
Antalyaspor
8
7
3
2
2
7
14
Gaziantep FK
8
6
3
2
2
7
15
Başakşehir FK
6
7
5
0
2
7
16
Kasımpaşa
6
7
3
3
1
7
17
Yeni Malatyaspor
6
7
5
0
2
7
18
Göztepe
5
7
4
2
1
7
19
Giresunspor
2
2
5
2
0
7
20
Çaykur Rizespor
1
4
6
1
0
7
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı